Haber

Deprem Sonrası Normalleşme

6 Şubat 2023’te korkunç bir sabaha uyandık. Çok doğru hatırlıyorum, o gece kızım çok huzursuzdu ve sürekli ağlıyordu. Bana göre “Anne bu gece benimle yatar mısın?” dedi. Onu kıramadım, onunla yattım. Eşim sabah çok erken saatlerde yanımıza geldi. “Uyan, büyük bir deprem oldu, çabuk uyan. !” söz konusu. Ne kadar büyük olabilir? Haberleri açarak iç çektim ve aniden korku ve panikle titrediğimi hatırlıyorum.

“Van depremini yaşamış biri olarak ben hiçbir şey yaşamadım.” Söyledim.

Haberi açtığımda karşıma çıkan resim hayatın çarşısıydı; oğlunu enkazdan çıkarmaya çalışan bir baba, annesini kaybetmiş bir oğul, hiç tanımadığı birini çıkarmaya çalışan bir misyoner. Aslına bakarsanız oradaki durumu hiçbir zaman anlayamayacağımızı düşünüyorum.

Her zaman birlikte, yiyecek kolileri ve kıyafet taşıma konusunda isteyerek yardım ettik. Ülkemizde en çok sevdiğim şey bir anda “tek yürek” olabilmemiz. Yaşadığımız suçluluk ve çaresizlik psikolojisini hafifletebilirdik ama bu haliyle bunu başardık.

Günlerdir empati kurduk, insanlar moloz altındayken ben sıcacık yatağımda uyuyorum, Gülemiyorum, yaşayamıyorum, yemek yiyemiyorum. İçtiğimiz sudan gerçekten utandığımız günler oldu.

Şimdi depremin üzerinden 16 gün geçti ve bu da demek oluyor ki oradaki insanların fiziki barınma ve güvenlik ihtiyaçları karşılanırsa artık yas tutmaları gerekiyor.

Babam öldüğünde çok iyi hatırlıyorum, yurtta ilk 3 gün geçmemişti. her gün insan kalabalığı; Yemek yapılır, onlar gider, diğeri gelir, ben ağlarım ama yasta değilim, çünkü ağlamama izin verilmedi. “Orada ağlama, baban üzülür.“Söylediğini mi sanıyorsun? “Gözyaşlarına yazık”sen ararmısın, “Annene sahip çık çocuğum.” sözleri… Kederimi yaşamama asla izin vermediler.

Kısa bir süre sonra sürekli ağlama nöbetleri geçiriyordum, bunalıma girdim ve sonunda panik atak geçirip dışarı çıktım.

Oradaki insanların yasını tutması lazım, bizim de normalleşmemiz lazım…

BEN, “Tak ve oyna.”Söylemiyorum, ” Aids’i bırak, unut gitsin” Söylemiyorum. Yanlış anlaşılma yok. Bu ortanın her yerinde Uğur hocamın dediği “sensörler” var. Ne yazsak yanlış anlayıp konuyu başka yere götürüyorlar.

Tekrar söylüyorum; Yardım etmeye devam edeceğiz, üzüleceğiz, ağlayacağız, endişeleneceğiz çünkü biz insanız.

Ancak normalleşmemiz gerekiyor, ruh sağlığı bunu gerektiriyor.

Her zamanki rutinlerimize dönmeli, kişisel bakımlarımızı yapmalı ve hobilerimizi yapmalıyız.

Ben bunları bir psikolog açısından söylüyorum, başka birinin başka bir açıdan ne dediği beni ilgilendirmez.

Ruh sağlığımızı kaybetmek istemiyorsak yavaş yavaş hayata dönmemiz gerekiyor.

Evet, ruhlarımızın mahvolduğunu biliyorum; ama onu oradan çıkarmak bizim elimizde, böylece oradaki insanlara ve kendimize yardım edebiliriz.

instagram

haber-duragan.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu